Hoşgeldin, Ziyaretçi! [ Giriş Yap

 

Anna&Lina İstanbul Türbanlı Grup Escort Sınırsız Rus Güzelleri

  • Street: Merkez
  • City: İstanbul
  • Country: Turkey
  • Zip/Postal Code: 34000
  • Listelenen: 13 Ocak 2018 19:52
  • Bitiş tarihi: Bu ilanın süresi sona erdi
atesli sosyetik turbanli partner kiz

Tanıtım:

Bu,üçünün birlikte oturup konuştukları son buluşmalarıydı.. türbanlı escort olarak.. Sonraki yedi ay tam bir keşmekeş içerisinde geçecekti, evraklarının tamamlanması işi hiç de kolay değildi..

Kendi ülkesinden gerekli tüm izinleri alabilmek için diplomatik ilişkilerini kullanarak torpil yaptırmıştı.. Sovyetler Birliği ile Yugoslavya Federal Halk Cumhuriyeti arasındaki iyi ilişkiler de bu işin başarılmasında etkili olmuştu.

Klara, Anna’nın doğum gününden sonra yatağının altındaki çekmecesinde, yıllarca Anna için sakladığı muslin ve saf ipek kumaşları ortaya çıkarınca Lenka ile Anna, hoş bir sürprizle daha karşılaşmışlardı.. Ay o günlerde Klara gençleşmiş, yimi yaşındaymış gibi davranarak bütün işleri adeta uçarcasına, kolaylıkla halletmişti.

Anna, iyi yürekli Klara Teyze’sinin gözlerinde insanı ürperten o mutluluk ışığının parıltılarını görebilmişti. Klara’nın sevinmekte olduğunu, başarıya en az kendisi kadar inandığını biliyordu.

İstanbul Türbanlı Grup Escort Sınırsız Rus Güzelleri

Ayrıca Klara’nın, yatağına yatıp uykuya dalmadan önce her gece, biricik ve büyük aşkını kucağına alarak uzak Rusya’ya yolculuklar yaptığını da biliyordu.

Bütün bu zaman zarfında Sonya, Belgrad’ın en iyi kasap dükkânlarını bir bir dolaşıyor, pazar yerlerine giderek en taze sebzeleri seçiyor ve Rus Çarlarının önünde mahcup olmayacak kadar güzel yemekler hazırlıyordu.

Anna’nın çıkacağı uzun ve yorucu yolculuğa kendisini hazırlaması gerektiğinden bahsediyordu. Ve orada, uzaklarda bekleyen zorluklara karşı dayanıklı olabilmesi için bunların gerekli olduğunu Anna’ya anlatıp duruyordu. Yemekleri yaparken her gün, kuzinenin başında ağlıyordu. Ama, onun da çocuğu sayılırdı.

Kendi evinde, kanatları altında büyüyen bu iyi ve akıllı kızı çok seviyordu. Anna’nın gülmeleri, hızlı adımları, geçerken kondurduğu beklenmeyen öpücükleri olmadan bu evde yaşamaya nasıl devam edeceğini düşünüyordu. Sonya, belki de hepsinden daha fazla acı çekiyor fakat bir an bile bunu, etrafına hissettirmemeye gayret ediyordu.

turbanli sinirsiz escort kadin

turbanli sinirsiz escort kadin

İstanbul Türbanlı Escort Bayan

Geldiği andan itibaren geçen onca yıl boyunca, hele zor savaş yıllarının, açlık içinde geçen günlerinde, gülücükleri ve sevgisi ile yaşamını güzelleştiren, bu asil ve harika kıza, Lenka ve Klara gibi o da, dünyanın en büyük şansını diliyordu; ama Anna’nın bu yolculuğunun uzun süreceğini de biliyordu.

Onun için Sonya, en iyi bildiği şeyi yapıyor bütün sevgisini tencerelere, taslara dökerek ona yaptığı yemeklerin mis gibi kokusunu ve lezzetini sindire sindire içine çekip Anna gittikten sonra bunları hatırlayarak, uzun bir süre idare etmeyi planlıyordu.

Ağrılar dayanılmaz boyutlara ulaşmıştı. Odaya giren hemşire, Bayan Balint’in, yatağının çarşaflarını kasılırcasına eliyle sıkıp buruşturmakta olduğun fark etti. Serumun takılı olduğu sehpaya baktığında şişenin boş olduğunu gördü.

Bayan Balint, tanrı aşkına, neden beni çağırmadınız korkunç acıları çekmek zorunda mısınız? Anna, ona cevap vermeyi denedi fakat yapamadı. Güçsüz kalmış bedeni çektiği acılardan kasılıyordu. Hemşire, içine uyuşturucu enjekte ettiği serum şişesini süratle değiştirdi ve nazik bir dokunuşla Anna’nın yaşlı eline dokundu. Şimdi birkaç dakika sonra rahatlayacaksınız Rica ederim bu bir daha tekrar etmesin Acı çekmeniz için ortada hiçbir neden göremiyorum.

Anna, teşekkür edercesine gülümseyerek gözlerini kapadı Tanımadığım bu genç türbanlı escort kadına, acı çekmek için o kadar çok ne denimin olduğunu ve bunu istediğimi nasıl izah edebilirim ki?

tesetturlu escort kizlar

tesetturlu escort kizlar

Türbanlı Escort Bayan

Yaşadığımı hissetmek ve ölüme karşı koymak istiyorum kaçanın içinden bir kez daha geçmedikçe salcının beni salına bindirip Öte tarafa geçirmesine izin vermeyeceğim diye düşündü. Uyuşturucunun etkisiyle sonsuz bir mutluluğun içine gömülürken, Rusya’nin ucu bucağı olmayan toprakları üzerinde homurdanarak yol alan trenin uzaklardan gelen gürültüsünü işitti.

Kasım ayının o sabahında hava çok soğuktu. Şallara sarınmış beş kadın, Belgrad tren istasyonunun peronunda bekliyorlardı. Kasım ayının soğuğunu üzerilerinde hisseden Lenka, Klara, Sonya, Nina ve Anna, kendi düşünceleri içerisinde kaybolmuş vaziyette öylece duruyorlardı. İki eski bavul, Anna’nın ayaklarıma dolaşıyordu.

Lenka, ağlamaktan kızarmış gözleriyle biricik kızını dikkatle izliyor, onun gençliğini, güzelliğini gergin bir vaziyette seyrediyordu. Bir anne aslanın gözleriyle kendi kızına dikkatle bakıyor, onun yüzündeki her ayrıntıyı, kızarıklıkları dahi hafızasına kazıyıp aklında tutmaya gayret ediyordu. Kızı gitmek üzereyken böyle bir acıya ana yüreğinin nasıl dayanabileceğini, sadece bu ayrılık anında değil, kanatlanıp üzerinden geçen yıllar boyunca hep kendi kendine soracaktı. İçlerinden hiçbiri tek keli-me dahi etmiyordu.

kapali escort bayan

kapali escort bayan

Türbanlı Escort

Klara, kendisine mutluluk ve acı vermiş olan soğuk Rus kışlarının, aynı şekilde Anna’yı da beklediğini bildiği gibi, peşine düştüğü ve hak ettiği her şeyi elde edeceğini de biliyordu. Sağır anlarda Nikelay’ını, rüzgâr gibi geçen yıllarını, hayatının sonbaharını ve Anna’sını bekleyen baharları düşünüyordu. Trenin gürültüsü, hepsini iç karartıcı düşüncelerinden ayırdı.

Bu iç karartıcı sessizliği bozmak amacıyla Nina Hareket zamanı geldi, diye bilerek sesini yükseltti. Anna, yaşlı gözlerle kendisine bakan annesine doğru yöneldi. On sekiz yıl boyunca her gün ona nasıl sarıldıysa, aynı şekilde sımsıkı sarıldı. Anne, dedi sessizce. Seni ne kadar sevdiğimi biliyorsun Lütfen kederlenme, ben iyi olacağını. Sana her gün yazacağım

O anda çektiği acıdan her tarafı uyuşup buruşmuş olan Lenka kısılmış sesi ile: prensesim benim. Ben sadece senin mutlu olmanı istiyorum. Canım benim, bir şeyler kötü gidecek olursa hiç tereddüt etmeden geri gel. Düşüncelerimde her an seninle olacağımı aklından çıkarına, dedi gözyaşlarını silerek. Ardından da onu darmadağın eden bu acının derinliklerinden çekip çıkaran, sahip olduğunu aklının ucundan dahi geçiremeyeceği bir güçle Kızım benim, başını dik tut! Rusya’ya diz çöktürmeni istiyorum! Senin güzelliğinin, yeteneklerinin önünde eğilmeliler.

Lenka, büyük zorlukla kızından ayrılabildi. Klara bir gölge gibi aralarına girdi: Anna, sana hiçbir şey demeyeceğim. Sen her şeyi çok iyi biliyorsun canım benim. Zaten türbanlı escort seninle her şeyi o kadar çok tekrarladık ki. Akıllı ve çalışkan ol. İnan! Kendine inan ve sakın vazgeçme! diyen Klara bu incecik kıza sarıldı.

Gözyaşlarına boğulmuş olan Sonya konuşamıyordu. Ak saçlarla örtülü kafasını, kızın zarif omuzlarına ilk kez gömüyordu. Hiçbir şey söylemeden hazırlamış olduğu yolluklarla dolu sepeti ona uzatınca Anna’nın gözleri doldu. Sonya Teyzem ağlamaya başladı Anna. Sonya, Anna’nın başını, çamaşır yıkamaktan, ütü yapmaktan ve yemek hazırlamaktan kabalaşmış ellerinin arasına alarak onun yaşlı gözlerini öptü ve bir şekilde toparlanıp konuştu

Yemeklerini iyi yemelisin, duydun mu? Sonra sana tekrar yedirmeye mecbur etme beni. Gidelim Anna, tren bizi almadan gidebilir. Merak etmeyin, varır varmaz sağ salim vardığımıza dair Klara’ ya telgraf yollayacağım. Hoşça kalın, diyen Nina, Anna’yı adeta trenin içine itiverdi.

Uzun süre pencereden anna’sın sevgili Sonya’ya el sallayıp öpücükler gönderdi. ümitle dolu olan o genç yüreği, aynı zamanda keder ve heyecan doluydu.

Anna, akıl hocası ile birlikte trenin konforlu koltuğuna iyice yerleşmişti. Kompartıman boştu ve bu durum o anlarda Anna’nın çok hoşuna gitmişti. Bu anlara kendisini uzun süre hazırlamış olmasına rağmen, birden yüreğine bir kuşku düştü. Ayaklarının, kendisini her an Belgrad Tren İstasyonu’nun peronuna geri götürebileceğini zannetti.

Kendisine yabancı olmayan ve çok sevdiği her şeyden ayrılırken, bu ayrılığı kısa bir süreliğine daha erteleyebilseydim. diye düşündü.

Aklında bu düşüncelerle çiftliğin solgun çamurlarını, atlıkarıncasını, gökkuşağı renkli atını hatırladı. Hiçbir zaman bu kadar net duymadığı şekilde Corce’nin gülüşünü, sataşmalarını işitti Haydi Anna, yoksa korktun mu, üzerinden atla, atlayabilirsen. Ve bir anda kendini çiftliğin kaldırımlarında buldu. Ayaklarının götürebileceği yere kadar koşmaya başladı.

Şöhret dolu günlere doğru, belirsizliklerle dolu bu yolda trenin tekdüze gürültüsü ye ritmik tıkırtıları onu bir an uyutmuştu. Rüyasında babasını, atlıkarınca etrafında, bir kere binene ikinci tur bedava! diye bağıran Dara Nine’yi, hınzırca göz kırpan Corce’yi zamanki kaygılı ve acı dolu bakışlarıyla annesini gördü. Elbise dolabının üzerine dizilmiş olan ayvalarla çocukluğunun geçtiği dik yamacın eteklerinden başlayan ve ucu bucağı olmayan çayır da sabahın erken saatlerinde kişnemekte olan Rican’ ı gördü.

Kompartımanın açılan kapısının gürültüsü, uyanmasına neden oldu. Oturduğu yerde doğrulduğunda, güzel giyimli, üstü başı düzgün bir beyefendinin doğrudan içeriye girdiğini gördü. Eliyle fötr şapkasını çıkarırken eğilerek selam verdi iyi sabahlar, hanımlar, eğer sizleri rahatsız etmeyeceksem, burada benim için de bir yer bulunur mu?

Nina dikkatlice doğruldu. Her ihtimale karşı dercesine yanı akıllı kadının, yaşamı boyunca çok az kişi, gerçek aşk bulmuştur. derken ne kadar da haklı olduğunu anlayabiliyordu Aşkın sarhoşluğu, etkisini hızla kaybettiğinde hiçbir şeyi önem semeden, kendinden feragat edercesine, hep vermeyle geçen yıllar, çok çabuk geçiyordu.

Kadınların yüreği, sadece bunun için yaratılmış olmamalıydı. Şimdi annesinin kendisini, yani biricik kızını öylesine büyük bir tutkuyla neden çok sevdiğini daha iyi anlayabiliyordu. Çünkü sevmeyi bilen 0 yüreğini verebileceği, aşkını paylaşabileceği başka birisi yoktu.

Anna, uzak Rus steplerinde annesini düşünürken, Lenka pencerenin kenarında duruyor. Çoktan çıplak kalmış çınar ağacının dallarını seyrederken acısına gem vurmaya çalışıyordu. Anna’yı doğurduğu günü hatırladı.

Oldukça kabarmış olan karnında, bir takım tuhaf kıpırtılar hissetmeye başladığında, bir kış gününün ikindi saatleriydi. Bunun, son zamanlarda kendisine hiç yaramadığını bildiği, Dara Nine’nin yapmış olduğu o çok yağlı horoz çorbasından olabileceğini düşündü. Zaten dokuz aylık hamileliği boyunca midesini hep kötü hissetmişti. Tabii ki Steva evde yoktu Dara Nine atlıkarınca ile meşgul olurken onun ta anları köşeli meyhanelerden birinde olabileceğini düşünüyordu.

Kar beyazı çocuk ve iyi yürekli sevgili annesi Margarita’nın, babasının haberi olmadan gönderdiği zıbınları katlıyordu ki birden karnının alt kısmına nefesini kesen, keskin bir acı saplandı.

Hafifçe doğrulup kapıya yöneldi. Görünürde kimsecikler yoktu. Sadece uzaktan, tepenin altındaki düzlüğe kurulmuş olan atlıkarıncanın etrafına toplanmış ahalinin şen şakrak bağrışmaları işitilebiliyordu. Çektiği acılar, karnını parçalarken çiftlik yolunda sendeleyerek. Miloye’nin çiftliğine kadar gelebildi.

Bahçede onun hanımı Ruja’yı gördü fakat ona seslenebilme gücünü kendinde bulamadı. Ruja, onu bu hâlde fark edince olduğu yerde donakaldı. Sonra avazı çıktığı kadar bağırmaya başladı Miloye, Miloye, hey Miloye, çabuk gel Acele et ve çektiği acılardan nerede ise düşüp bayılacak hâle gelmiş olan türbanlı escort bayan Lenka’ya doğru koşmaya başladı.

Etiket yok

1340 total views, 1 today

  

Listing ID: 195a5a365489ff0

Report problem

Processing your request, Please wait....